Güneşle saklambaç oynadım,
Gölgelere gizlendim
Dağların ardında aradı beni…

Akşam olunca sobeledim,
Hile yaptın diye küstü
Sabahlara kadar gelmedi geri…

Gün Batımı

Neden her seferinde böyle kızıl kızıl, alev alev batıyorsun? Bir şeyler varda bana anlatmıyorsun? Yada anlatsanda, anlamayacağımdan şüpheleniyorsun. Eh tabi anlatmassın. Bulutlar gibi dostların varken. Ama takdire şayan bulutların dostluğu. Baksana bir yanları sen gibi kızıl kızıl diğer yanlara kap kara. Sen üzgünken onlarda üzülüyor. Halinden anlıyorlar. Da bir ben çözemedim.

Çok değişik bir varlıksın. Sabahta böyle kızıl kızıl doğuyosun. Öğlen bir bakmışsın o bulut olacak sırdaşlarının kolları arasında, gülümsemeler, kahkahalar; akşam ne oluyorda surat yapıyosun? Gidersen git be!

Hayır yani bu afra tafra ne? Sen gider gitmez karanlık çökecek zaten. Sukünete bürünecek hep bu yer-gök. Yine o arka bahçemde öten baykuşla başbaşa kalacağım. Baykuşları severim uçarken hiç ses çıkarmazlar. Ne geldikleri belli oluyor ne gittikleri.

Bir amaca bağlanmayan ruh, yolunu kaybeder; çünkü, her yerde olmak hiçbir yerde olmamaktır. - Montaigne

3. ayın sonunda aynada kendime bakıp hafiften dünyaya yeni yeni gözlerini açan 8 adet baklavalarıma dokunmaya başladım. Yapı gereği ectomorph olduğum için zaten az olan yağlarımı yakmam çokta zor olmamıştı. Kendimdeki bu hızlı değişimi gözlemlemek çok hoşuma gidiyor ve daha çok çalışıp daha çok gelişmek istiyordum. Farklı şınav ve mekik varyasyonları deniyordum. Beslenmeme ise artık iyice dikkat eder olmuştum. Kola, cips gibi faydadan çok zararı olan abur cuburlardan uzak duruyor zaten alkol ve sigara kullanmadığımdan kullananlarında yanında da bulunmuyordum. Onların yanında bir dakika da bulunsam, pasif içici olacaktım ve harcadığım emeklere ve döktüğüm terlere ihanet edecektim. Bunu yapamazdım.

Son antremanımın üzerinden 4 gün geçmişti ve kas ağrılarım iyileşmişti. Akşam 22 suları ve kalkıp çalışmaya karar verdim. Yorgundum ama o an kalkmalı ve çalışmalıydım. Sanki başka çarem yokmuş gibiydi. Yapmalıyım diyordum kendi kendime. Başaracağım. Bu kadar gelişmişsem daha gelişebilirim. Başka hiçbir şey düşünmüyordum. Tek bir iteğim vardı: Hayallerimi gerçekleştirmek. Eşofmanlarımı giyip kulaklığımı taktım ve 1 litrelik su şişemi alıp çalışma alanıma gittim. Merdivenleri çıkıp kendi imkanlarımla yaptığım çalışma alanıma göz attım... Gülümseyerek "Merhaba dostlarım."

Türkçe karakter sorunu kodlama ile uğraşan herkesin temel sorunlarından biridir. Çözümünü videolu bir şekilde anlattım.

İlk Ve Son İlkbahar Şiiri

Sonbaharı yarılamış, bir kasım öğlesiydi.
Kervan geçmez, gün düşmez sırtlarıma
Rapunzel saçlarını süpürge etti,
Çalıverdi yıl boyu kalkmayan kışlarıma...
Ben o yıl kar görmedim
Yaprak dökmedim

Bir zamanlar
Pamuktan dokunmuş ellerinin gezdiği omuzlarımda,
Şimdi
Cirit atıyor ağızları salya dolu, aç dişi kurtlar...
Ne zaman o gitti
Geçilmez oldu geçitler yosun tuttu patikalar.

Katiller

Katil örümceklerim!
Kırmızı, mor, pembe çiçeklerimi kullanıp;
İpekten mayınlar döşüyorlar ovalarıma.
Bir sarı kelebek güzelliklerine aldanıp;
Konar konmaz paramparça bacakları,
Paramparça kanatları,
Paramparça...

Katil çiftçiler!
Daha çok ekin için toprağımla iş birliği yapıp;
Haram kollarla beslenmiş nehirler akıtmış ovalarıma.
İrin çıkarmış içer içmez susuz topraklarım...

Bugünlerde,
Bir kırlangıç kuyruk uçuyor ovalarımın otlaklarında.
Yeşil gözlü, hür bir çocuk koşuyor ardı sıra...

Anılara sıkışırsam yılma, siyah olsa da kıyafetlerim,
Hadi ama sadece bir iki sokak ötedeki bizleyim,
Beyaz görülmez; uzaktan gri, kısık yeşil gözlerim...
Yetişemedin, bende tutamadım, sağanakken dolu bozdu,
Ne allık kaldı nede parmak uçlarının dolduracağı gamzelerim...

Oku şu kitabı, çalsın şu orkestra, ayak seslerin duyabiliyorum.
Dolular eriyor bu sensin, şükür, bak galiba geri geliyorum.
İstemezdim elimi çekmek, ulaşması zor bu sokakta beklemek,
Bu duvarı da yıkıcaz, güçlüyüz sen benim, bende ise sen var.
Zor biliyorum bitirmek ama ilham veren bi şarkı var.

18.05.2014 - Anılarımız Olacak, Anıların, Anısına

Emrah Eray Sözleri

İlk şiirlerim ilahiydi ve 6. sınıfta yazmaya başladım. Dayım Hamza Yorulmaz ile birlikte hafta sonları yurdun bahçesine çıkar çimlerde karalardık. Uzun bir süre yazmadım. Ta ki üniversite ikinci sınıfa gelip aşık olup derin duygularla karaladığım, Yeşil & Beyaz İstihare'yi yazana kadar.

Her ne kadar çok iyi yazamasamda henüz yavaş yavaş harmanlanan düşüncelerimi bende bir yerlere not etmeye kararlıyım. Sözlerimide teker teker paylaşmaktansa hepsini bir başlık altında toplamanın daha uygun olduğunu düşünüyorum.

Gereksiz kişi/kişilerle veya işlerle vakit kaybetmeyin. Çünkü öğrendim ki; dürüst bir başarı, ciddi bir emek ve ciddi bir zaman istiyor. Birşeyi ilk defa deniyorsanız olabildiğince az kullanın. Eğer zararı olursa küçük etkilerle atlatmış olursunuz. Olurda birgün her şey üstüste gelirse, oracıkta ipleri elinizden bırakmayın.

Belki hiçbir şey yolunda gitmedi; ama hiçbir şey de beni yolumdan etmedi! - Che Guevara

Birşeyleri yanlış yapıyor olabilirsiniz ve bu böyleydi diye diretmeyin. Bir kaç sayfa geriye gitmek, aynı sayfayı defalarca okumaktan iyidir. Eğer bisiklet eskisi gibi ilerlemiyorsa, belkide zincir atmıştır.

Başladığınız günü düşünün. Nerden nereye geldiğinizi. Ön yargılarla sizi yıldıracak aydın kişiler mutlaka çıkacaktır. Suskunluğunu koruyamacak kadar abartmışsa bilmiş er kişi, o zaman şu post bıyıklı deli adamı dinleyin.

Dostum yalnızlığa kaç! Seni büyük adamların gürültüsünden sersemlemiş ve küçüklerin iğnesiyle didiklenmiş görüyorum. - Friedrich Nietzsche